İğne iplikten, Söz kalpten geçerTümü

Henüz konfeksiyon, tüm gardıropları zapt etmemişti. Herkes kıyafet diktirmek için terziye gider, gençler terzi çırağı olabilmek için sıraya girerdi. İğnenin iplikten, sözün kalpten geçtiği yıllardı…

Henüz konfeksiyon, tüm gardıropları zapt etmemişti. Herkes kıyafet diktirmek için terziye gider, gençler terzi çırağı olabilmek için sıraya girerdi. İğnenin iplikten, sözün kalpten geçtiği yıllardı…

Babasının daha 11 yaşındayken “Eti senin kemiği benim” diyerek ustasına emanet ettiği bir çocuk Erdoğan Kalaman… Gençlik yılları boyunca azimle çalışmış; önce çıraklık, sonra kalfalık yollarından geçmiş. Ve emeklerinin karşılığını yıllar sonra gerçek bir “usta” olarak almış.

“Günümüzün Terzi Ustaları Bu Mesleğin Son Nesli”

1967 senesinde Eyüp’e yerleşen ve 40 yılını terzilik mesleğine vakfeden Erdoğan Usta, kendisine verilen ilmi aktaracak çırak ve kalfa bulamamaktan yakınıyor: “Bizler artık terziliğin inceliklerini, adabını öğretecek; bu bilgi ve birikimimizi aktaracak gençler bulamıyoruz. Günümüzün terzi ustaları belki de bu mesleğin son nesli.” diyerek mesleğinin geldiği noktayı üzüntüyle dile getiriyor.

İlk soru: Ne kadar vereceksin?

Eski günlerin özlemiyle konuşuyor Erdoğan Usta. Çırakken mesleği öğrenmek için para almadıklarını söylüyor ve şimdiki gençlerden yakınıyor: “Kapıyı çalan ilk önce “ne kadar vereceksin?” diye soruyor. Sen önce mesleği bir öğren, kolunda altın bir bileziğin olsun zaten sonra para kazanmaya başlarsın.” diyerek değişen neslin mesleğe bakışını eleştiriyor.

“Ustalarımız Öyle Herkesi Çırak Diye Almazdı”

Erdoğan Usta anlattıkça, eskiden terziliğin ne kadar saygın bir meslek olduğunu yeniden hatırlıyoruz. “Hem de nasıl…” diyor Erdoğan Usta… “Aileler çocuklarını bir terzi ustasının yanına yerleştirmek için çok uğraş verirlerdi. Ustalarımız da öyle herkesi çırak diye almazdı. Elinin yatkınlığına, gözlerinin sağlamlığına, dikkatli, sabırlı ve titiz olmasına bakarlardı.”

Konfeksiyonun Gardıropları Zapt Etmediği Yıllar…

Eskiden Ramazan aylarında sahura kadar çalıştıklarını anlatırken uzaklara dalıyor Erdoğan Usta. O zamanlar insanların kıyafet diktirdikleri, konfeksiyonun henüz gardıropları zapt etmediği yıllar… Şimdi vatandaşın 20 liraya bile pantolon bulduğunu hüzünle anlatıyor Erdoğan Usta ve ekliyor: “Şimdiki terziler artık sadece paça kıvırma, daraltma gibi işler yapıyorlar. Bize daraltmaya getirse zaten o para tutacak. Artık giysiyi onarmak yerine yenisini almayı tercih ediyorlar.”

“Esnaflık Artık Emekli İşi oldu”

“Daha da komiği biz pantolonumuz yırtıldığında yama yaptırır giyerdik, şimdi yırtık pantolonları gençler moda diye giyiyorlar.” diyerek gelinen noktayı özetliyor aslında. Ve ardından içi acıyarak şu cümleler dökülüyor ağzından: “Esnaflık artık emekli işi oldu…”