Ahap Sevdalısı Bir Usta, Mehmet TaşlıTümü

Eyüp Postası olarak, yıllardır Eyüp’te yaşayan, burada esnaflık yapan birçok renkli karakteri her ay sayfalarımıza konuk ediyoruz. Bu isimlerden birisi de 50 yılı aşkın süredir Eyüp'te marangozluk yapan, Kündekari ustası Mehmet Taşlı...

Ahap Sevdalısı Bir Usta, Mehmet Taşlı

1963 yılında çırak olarak Konya'da mesleğe adım atan ve 17 yaşında kendi atölyesini açan Mehmet Usta, tam bir ahşap sevdalısı. Eyüp Marangozlar Sitesi'nde kendi atölyesini açtıktan sonra kündekari sanatına merak salan ve kendi kendini yetiştiren Taşlı, bu sanatın son temsilcilerinden biri. Askerden geldikten sonra antikacı müşterileri sayesinde yerli ve Avrupa'dan gelen antikaların tamirlerini yapmaya başlayan Mehmet Usta “Benim ustam sandalye ve koltuk iskeleti yapardı. Kündekar nedir bilmez. Ben ise kendimi geliştirdim, sadece marangozluk yapmadım; kendi kendime oymacılığı da öğrendim. Dünyanın bir çok ülkesinde antikacı müşterilerim vardı. Özellikle 85'le 98 yılları arası antikaya çok merak vardı. O yıllarda biz de eski eserleri günümüzün evlerine adapte ediyorduk. Anadolu'da yaşayan bir köylü kadının samanlıkta tavuklar yumurtlasın diye koyduğu çeyiz sandığını düşünün; biz o artık çürümüş çeyiz sandığını tamir edip, eksiklerini tamamlayıp eski haline getiriyorduk. Sonra o çeyiz sandığı antika olarak bir villanın odasını süslüyordu” diyor.

Oğulları da Mehmet Ustanın Yolundan Gitmiş

Üç oğlu olan Mehmet Usta'nın büyük oğlu Mustafa ve ortanca oğlu Ahmet babalarının yolundan gitmeyi tercih etmiş. Küçük oğlu Muhammed'in ise başarılı bir iç mimar olduğunu söyleyen Taşlı “Uzun yıllar tek başıma çalıştım arada sırada çocuklar okul aralarında gelip yardım ediyorlardı. Herkes bana Mehmet Usta neden tek çalışıyorsun, çırak almıyorsun diyordu. Kapıdan giren, bıyıkları bile yeni çıkmış gençler bana daha mesleği öğrenmeden ‘usta ne kadar para vereceksin’ diye soruyordu. Bu işin artık ustası kalmadı ki çırağı olsun. Bir kündekari kapı 200 tane parçadan oluşur. Matematiği, sanat ruhu, görselliği olmayan bu işi yapamaz. Liseyi bitirmemiş, okulda başarısız olan, teknik ölçüleri bilmeyen bir çocuğun, el sanatlarına karşı doğuştan gelen bir yeteneği yoksa sanatkar olması çok zor. Ustalık sevdayla ve zamanla olacak bir şeydir” şeklinde konuşuyor.

“Antikaya ilgi kalmadı”

Babasının yolundan gitmeyi tercih eden ve 18 yaşında marangozluğa başlayan MustafaTaşlı ise Horhor Antikacılar Pazarı'nda bulunan dükkanında hem satış yapıyor hem de ürünlerini sergiliyor. Dükkanın showrom gibi kullandığını ve sipariş üzerine çalıştıklarını belirten Taşlı “Sipariş üzerine orjinal antika ürünlerin birebir aynısını yapıyoruz. Artık antikaya eski ilgi alaka kalmadı. Tasarımlar daha düz hatlı ürünlere kaydığı için antikacılar da zorlanıyor. Önceden antika ürünler çok fazla bulunmuyordu, bulunmayan şeye de ilgi oluyordu; şimdi ise insanlar bir web sitesine girdikleri zaman istedikleri ürüne rahatlıkla ulaşıp sipariş verebiliyorlar. Ben de bu işin ayakta kalması için farklı bir şeyler yapmaya karar verdim ve klasik ceviz tonunda olan ürünleri kırmızı, mavi, yeşil, turkuaz gibi farklı renklerde tasarladım. Özellikle 25-45 yaş aralığındaki genç kesim bu ürünlere büyük ilgi gösterdi. Klasik ceviz tonunda yaptığınız ürüne farklı renkler verdiğiniz zaman daha farklı bir havası oluyor ve evi modern bile olsa bu klasik ürünü bir tane de olsa evine koymak istiyor” diyor.