Çeyrek asırlık bir şirketin başarı öyküsüTümü

Çeyrek asırlık Silk&Cashmere’in başarı öyküsü... “Gençlerin Dokunuşuyla Birlikte Şirkette Rönesans Yaşandı”

Çeyrek asırlık bir şirketin başarı öyküsü

Türkiye’den İç Moğolistan’a uzanan bir tutku yolculuğunu anlattığı “Kaşmir Yolu” isimli kitabı büyük ses getirdi... Kitabında da dile getirdiği girişimci ruhu, ona sadece Türk iş dünyasının değil dünyanın kapılarını açtı. Dünyanın farklı ülkelerinden sayısız ödül kazandı, başarı öyküsü üniversitelerde ders olarak okutulmaya başlandı. Bu sene 25. Yılını kutlayacak Silk&Cashmere’in hikâyesini, Türkiye’nin en önemli girişimcilerinden Ayşen Zamanpur’la konuştuk. 1995 yılından bu yana Kemerburgaz’da oturan Zamanpur, sohbetimizde gençlere de kariyer ve yaşam dersi verecek önemli tavsiyelerde bulundu.

- Silk&Cashmere 25 yıl önce 1992 yılında kuruldu. Kuruluş öyküsünü siz 2012’de çıkan “Kaşmir Yolu” adlı kitabınızda anlattınız. Müthiş bir girişimcilik öyküsü… Eyüp Postası okuyucularına da şirketin kuruluşundan bugüne öyküsünü kısaca özetleyebilir misiniz?

-1992 yılında başlayan bir yolculuktu bu. 25 yılı, çeyrek asrı geride bıraktık. Şu an 26 ülkeye fatura kesiyoruz. Dünyanın dört bir yanında mağazalarımız bulunuyor. Markamız çok büyük ilgi görüyor. Google’da kaşmir ipek yazın hangi dilde olursa olsun biz çıkıyoruz. Rusça, Japonca, Çince, Slovakça yazın bu değişmiyor. Artık çok sevilen ve dünyanın her tarafında bilinen bir markayız.

-Satışlar nasıl gidiyor? 2017 değerlendirmesi yapsanız…

- Özellikle online satışta çok güzel sonuçlar alıyoruz. Dünyada dijital online satışlar, perakendenin yüzde 3’ü ila 10’u arasındadır. Biz yüzde 4 civarındaydık. Ancak şu anda yüzde 10’a yaklaştı online satışlarımız. Yeni cornerlar kuruyoruz şu sıralar. Yurtdışında çok ünlü markaları satan sitelere girdik. Örneğin Touch of Mother alışveriş sitesi var dünya çapında çok ünlü, oraya girme başarısını gösterdik, Amazon’a girdik. Eskiden insanlar kaşmiri dokunarak alırlar denirdi ya, artık markamız biliniyor, tüketici birçok kez kullandığı için markamıza güveniyor ve online satışı tercih ediyor.

-Silk&Cashmere markasının yönetiminde şu anda hem siz hem de çocuklarınız görev yapıyor. Nasıl bir görev dağılımı yaptınız?

-Oğlum Ferhat 6 yıldır satış ve pazarlamadan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini yürütüyor. Kızım Yasemin de iki yıldır bizimle birlikte, şu anda Yurtdışı Mağazalar Koordinatörü olarak çalışıyor. Gençlerin dokunuşuyla birlikte şirkette tam anlamıyla bir rönesans yaşandı.

-Girişim konusunda uzun yıllardır konferanslar veriyorsunuz. Genç girişimçilere neler tavsiye ediyorsunuz, başarı ve markayı yakalamak isteyenlere...

-Girişimcilik çok önemli. Sık sık hem yurtiçinde hem de yurtdışında girişimcilikle ilgili konferanslara katılıyorum. Gençlerimizde girişimcilik ruhunu, o heyecanı görüyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Gençlere ve kendi işini kurmayı düşleyenlere dünyayı yakından izlemelerini öneririm. Dünyayı izlemezseniz çok lokal kalırsınız. Hele internet denilen bir mucize var elimizin altında. Bilimsel bir araştırma 6 ay boyunca günde bir saatinizi bir konuya ayırdığınızda o konuda uzman olacağınızı gösteriyor. Örneğin denizaltı üretiminde kullanılan metallerin cinsini merak etseniz ve bu konudaki filmleri, videoları, bilgileri internette her gün bir saat takip etseniz 6 ayda uzman oluyorsunuz. Yani günde bir saatimizi ayıramayacak mıyız? Dünyayı izlemeden lokal fikir bulmak mümkün değil. Online fikirler dünyayı izleyerek çıktı. İngilizceyi bileceksiniz, bilgiyi kullanacak ve hayatın içine sokacaksınız, uygulayacaksınız, yaptıklarınızdan ders alacaksınız. Bizim gençlerimizin genellikle özgüvenleri yüksek, heyecanlılar girişimcilik yönleri de iyi, ancak eleştiriye çok kapalılar. Yüz tane güzel laf söyleyelim bir eleştiri yapalım o zaman her şey bitiyor onlar için, çok bozuluyorlar. Eleştiriye kapalı olursanız gelişemezsiniz. Ben seni eleştirmiyorsam ben senden vazgeçtim, senden ümidi kestim demektir. Gençlere bunu söylüyorum. Eleştiriyorsa bana değer veriyor, hatalarımı söylüyorsa beni önemsiyor demektir. Eleştirilmek, hata yapıp öğrenmek başarının tek yoludur. Başarı dediğin sey başarısızlıkların sonucudur. Şimdi siz bana başarı öykünüzü anlatın deseniz 5 dakikada anlatırım ancak başarısızlıkları anlatamam üç günümü alır. Risk alacaksın hayatta. Hayat sana verilmiş büyük bir fırsat. Hayatta olmak çok büyük şans. Atak, risk alan, maceracı, cesaretli, dünyaya açık, yaratıcı gençlerin başarıyı yakalamaması mümkün değil. Eğitim sisteminde ezberciliğe de çok karşıyım, yaratıcılığın ön planda olduğu bir sisteme ihtiyaç var. İnsanların fikir üretmesi, birşeyler başarması için yaratıcılık şart. Geçenlerde bir film izledim. Amerika’da 5-10 yaş arası çocukları topluyorlar ve bir şey üretin diyorlar. Kimi bir şekil yapıyor, kimi anahtar deliği yapıyor. Tamamen yapmakla ilgili, öğretmekle ilgili değil. Öğretmen yok başlarında. Gençlere ben her zaman güvenirim. Ülkemizde girişimcilik bakanlığının kurulması gerektiğini düşünüyorum. Değişiklik yapacak, fark yaratacaksın. Dünyayla kendini geliştireceksin, okuyacaksın.

“Kaşmiri ve İpeği Ülkemden Almak İstemez miyim?”

-Türkiye tarih boyu bir ipek ülkesi olmuştur… Şu anda ipek üretimi ne durumda hangi şehirlerde yapılıyor? Sizce yeterli mi? Üretimin artması için önerileriniz neler?

-Türkiye’de ipek üretimi yok denecek kadar azaldı. Çok yetersiz. Halıcılığa bile yetemeyen ipekçilik var… Bu benim teşviğimle olacak birşey değil. Hem kaşmiri, hem ipeği ben ülkemden almak istemez miyim? Niye Çin’e, Moğolistan’a gideyim. Niye ithalatla uğraşayım… Bütün Türkiye’yi gezdim, kaşmir var ama çok kalitesiz, ipek çok az. Biz yine de bir-iki yerden ipek alıyoruz. Örneğin çift taraflı ipek şallarımızı biz Diyarbakır’da yaptırıyoruz kadınlara. Kulp ilçesinde sekiz hanım bizim çift taraflı ipek şallarımızı üretiyor.

-Çin’in daha dünyaya açılmadığı yıllarda özel bir keçinin nadir yünü kaşmirin peşinde yüzlerce seyahat yaptınız, binlerce kilometre yol gittiniz. Şimdi iş yoğunluğu arasında seyahatlere vakit ayırabiliyor musunuz?

-Dünyayla bağımı hiç kopartmadım çok geziyorum. Hem işimle ilgili hem de özel seyahatlare çıkıyorum çok sık. Yurtdışındaki mağazalarımızı geziyor, yeni yerler bakıyoruz. Tatillerimizde de genelde yurtdışına gideriz.

-Siz ekip ruhuna da çok inanan ve uzun yıllar birlikte çalıştığınız ekibinizle önemli başarılara imza atmış bir iş kadınısınız. Çalışanlarınız arasında kadınların oranı ne kadar yer tutuyor?

-Şirketimizde kadınların oranı çok yüksek. Pozitif ayrımcılık yapıyorum. Kadınları tercih ediyorum çoğunlukla. Kadınlara çok haksızlık yapılmış asırlardır…


-Yeni bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

-Kaşmir Yolu kitabımın ilk cümlesi neydi hatırlıyor musunuz? “Bu benim ilk ve son kitabım” demiştim. Pişman olmak üzereyim. Herkes yaz diye ısrar ediyor. Kaşmir Yolu ile ilgili aradan 5 sene geçtiği halde birçok mektup alıyorum. Diğer yazarlara da geliyor mu merak ediyorum. Kimi girişimci ruhumu, kimi anneliğimi beğenmiş, birisi Çin’le ilgili birşey soruyor. Hiçbir şey istemiyorlar, iş falan istemiyorlar. Sadece kitapla ilgili görüşlerini anlatıyorlar. O kadar hoşuma gidiyor ki bu durum. Yeniden yazmak istiyorum artık. Bu sefer Kaşmir Yolu’nu değil, genel hayata dair fikirlerimi, incileri yazayım diyorum.

-Siz uzun yıllardır Kemerburgaz’da oturuyorsunuz. Eskiden Kemerburgaz’da hem butik hem de fabrika satış mağazanız vardı. Dünden bugüne Kemerburgaz-Göktürk’teki değişim için neler söyleyeceksiniz?

-1995 yılından bu yana Kemerburgaz’da oturuyorum. Kemerburgaz’daki satış noktamızı kapattık ancak Göktürk’te çok daha büyük bir butik ve fabrika satış noktası açtık. Çok uygun fiyatlarla ürünlerimizi burada bulabilir Eyüplüler.. Kemerburgaz ve Göktürk’te bu uzun yıllar içerisinde çok büyük bir değişim ve gelişim oldu. Çok da güzel gelişti Göktürk. Eskiden Kemerburgaz’da çöp kokusundan geçilmezdi. Şimdi muhteşem bir doğa içerisine modern mimariyle kurulmuş nezih bir yerleşim oldu burası. Sadece biraz otopark sıkıntısı yaşıyoruz. Eskiden hiç yaşamadığımız bir sorundu bu.


-Yoğun tempo içerisinde boş zamanlarınız oluyor mu? Spora zaman ayırabiliyor musunuz? Belediyenin açılışını geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği Göktürk Özgecan Aslan Sağlıklı Yaşam Parkuru’nda yürüyüş yaptınız mı?


-Sporu zayıflama yöntemi olarak değil, sağlıklı yaşam için olmazsa olmaz birşey olarak görüyorum. Her gün spor yaparım. Beslenmeme çok fazla dikkat etmediğim halde sporu hayatımdan eksik etmem. Bir arkadaşım var dünya güzeli bir genç kız. Ancak çok kiloluydu. Bir gün ona ‘Kendine neden bunu yapıyorsun’ diye sordum. ‘Dünyanın en güzel kızı olabilecekken tombiş tombiş geziyorsun’ dedim. ‘Bugüne kadar bana kimsenin demediğini söyledin ama karar verdim artık yapacağım’ dedi. Şu an benden zayıf. Geçenlerde gelmiş incecik jean ve beyaz gömlek giymiş. Müthiş zayıflamış ve çok güzelleşmiş. Sadece fizik için değil sağlık için de, hastalıklardan korunmak için de sporu hayatımızın odak noktası yapmalıyız. Size daha önce de söylediğim gibi cesaret, kararlılık, dışa dönüklük hayatın her alanında uygulanması gereken kriterlerimiz olmalı. Bu arada Göktürk’te açılan Özgecan Aslan parkurunu duydum. En kısa zamanda eşimle birlikte buraya giderek yürüyüş yapacağız.

- Siz sosyal sorumluluk projelerine de ağırlık veriyorsunuz. Şu sıralar hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

- Biz kuruluşumuzdan bu yana hep sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirdik. Size az önce de bahsettiğim Diyarbakır Kulp’ta hanımlara ürettirdiğimiz ipek şallarımızı yurtdışına da satacağız. Bir de kasa önü denilen projemiz de yıllardır devam ediyor. İhtiyaç sahibi kadınların ürettiği keseler, makyaj çantaları, organik ürünler vb. kasa önünde satılır. Sosyal sorumluluk projeleri hayatımızda hep vardı hep olacak. Evcil hayvanlara, ihtiyaç sahibi kadınlara, girişimci aydın gençlere desteklerimiz devamlı oluyor. Bu aslında bir yardım da değil, topluma borcumuz. Kurumlar sadece kar için var olmazlar. Kurumlar devletin ayrılmaz parçalarıdır. Burada kazanıyor burada yaşıyoruz.